Abant Bolu

Abant’ın etrafında çam ormanları kaplıdır. Abant senenin 4 mevsiminde dinlenerek zaman geçirmek isteyenlerabant g için ideal bir tatil yeridir. Senenin her zamanında Abant’a  misafirler gelmektedir. Doğa ve temiz havası il iç içe bir tatil geçirerek kafa dinlemek isteyenler için uygun bir beldedir. Güzel ağaçlar ve gölün etrafında yürüyüşler yapabilir ve günlük yaşamın sıkıntılarından uzak durabilirsiniz. Ayrıca gölde su bisikleti turuda atabiliyorsunuz. İsterseniz eğer Abant’ın gizli kalmış köşelerii keşfedebilirsiniz.

Tatilinizi huzurlu bir ortamda geçirmek isteyenler için Abant gerçekten ideal bir tatil keyfidir. Buradaki mekanlarda konaklayabilir ve tüm sıkıntılarınızı unutabilirsiniz.

MANİSA

Manisa’nın tarihi de eskidir. İzmir’den sonra Ege Bölgesi’nin önemli bir şehridir. Gediz nehri bu ilimizden akmaktadır. Manisa şehri (Sipil) dağı eteğinde kurulmuştur. Manisa ilk çağda Hitit toprakları içinde idi. Daha sonra Firikyalılarm egemenliğine girdi. (M.Ö. 670) tarihinde bu bölgede (Lidya) devleti kuruldu. Başkenti (Sard) şehri idi. Sard’dan (Kral Yolu) adı verilen Asya ticaret yolu geçtiğinden, birdenbire zenginleşti. Önemli bir medeniyet merkezi oldu. (M.Ö. 190) da Sard Bergama Krallığına katıldı. Daha sonra da Bizanslılar bu toprakları aldılar. 1076 tarihinde Manisa’yı Anadolu Selçuklu Sultanlığını kuran (Kutulmuş oğlu Süleyman Şah) feth etti. Manisa 1313 tarihinde (Saruhan oğullan) Beyliğinin merkezi oldu. 1390 tarihinde Osmanlı padişahı (Yıldırım Beyazıt) Manisa’yı topraklarına kattı. Bu şehirde bir çok Türk şehzadeleri valilik ettiler.
Sard Harabeleri: Manisa’nın en önemli harabesi (Sard) dır. Burası Manisa’ya 52 kilometredir. Salihli yolu üzerine düşmektedir. Lidya’nın merkezi olmuş olan Sard’da bir çok tapınaklar, saraylar, tiyatro, stadyum, gimnaz vardı. Hepsi yıkıntı halindedir. Artemis tapınağının iyonik iki sütunu ayakta kalmıştır. Aynca kilise harabesi ve kale yıkıntıları vardır\ Sard’ı harabe haline getiren îran hükümdarı (Kuruş) tur. Lidya’nın son kralı da (Krezüs) dür. Sard’ın Akropolü harabe halinde görülmektedir.
Sibel: Hititlerin bereket tanrıçası Sibel heykeli bu bölgededir. Buna (Kubalea - Kibel) daha eskiden (Ana) denirdi. Anadolu’nun en önemli tannçasıdır. Anadolu’ya bereket veren o idi. Yunanlılar ona (Sibel) dedüer. Sonra da Yunanlılar bu ilaheye (Afrodit) dediler. Sibel heykellerinde tanrıçanın iki memesi açıktadır. Bu toprağı beslemesini temsü eder. Kadınlık uzvu da meydandadır. Bu da doğumu temsil etmektedir. Sibel’in heykeli bir kaya üzerine oyuludur. Oturmuş bir durumdadır. Bir Hitit eseridir. Burada rahip odalan ve Hitit yazıtları bulunmaktadır. Manisa’ya burası beş kilometre uzaktır.
Artemis Tapınağı: Artemis, Ege bölgesi milletlerinin en eski toprak ve bereket tannçasıdır. Artemis’e ait Sard’a yakın yerde yapümış olan bu tapmak ayakta kalmış bir anıttır. Tapmağın ön yüzünde 8 ve yanlarında 20 şer sütun vardır. Tapmak 100 metre uzunluğunda olup, sütunlar iyonik tarzında yapılmıştır. Büyük bir mabettir. Ayakta kalan iki sütunun boyları 18 metredir. San’at değeri büyük bir yapıdır. Helenistik bir yapı olan bu anıt, eski bir tapınağın üzerine yapılmıştır.
Niobe : Buna (Ağlayan Taş Kadın) denümektedir. Bir mitolojisi vardır. Bu taş kadın Manisa’nm içinde, Karaköy’e gitmeden yolun üzerindedir. Bu heykele Niobe denilmektedir. Saçları arkaya taralıdır. Göğsü ve baş tarafı iri bir kaya parçası dır. Mitolojiye göre Kraliçe Niobe’nin 7 kızı ve 7 oğlunu Apollon ve Artemis öldürmüş, bu acıya dayanamayıp feryada başlayınca Tanrı Zevs onu taş haline getirmiş. O zamandan bu yana Niobe’nin gözlerinden yaşlar akmaktadır.
Manisa’da bir de (Aiğoi) Nemrut kale vardır. Burada Romalılardan kalma tapınak.tiyatro ve Agora kalıntıları vardır. Manisa’da bir de kale bulunmaktadır. İskender’in hazineleri bu kalede saklı imiş. Bir çok milletler bu kaleyi onarmışlardır.
Türk Eserleri : Manisa’da pek çok Türk eseri mevcuttur. Bunların başında Muradiye Camii gelmektedir. Bu cami Murad’ın, Mimar Sinan’a 1585 de yaptırmıştır. Medresesi, kütüphanesi ve imarethanesiyle bir külliye teşkil etmektedir. Camiin içindeki çinileri, mermer oymaları bakımından bir san’at değeri taşımaktadır. Ege’nin en büyük camüdir. iki minareli bir güzellik abidesidir. Diğer bir cami de Ulu Cami’dir. Bu eseri de
Saruhanoğullan’ndan (Muzafferüddin Isak bini Fahreddin 11 İlyas Bey yaptırmıştır. Bu eser 1366 da inşa edilmiştir. Bu cami de güzel bir eserdir. Ayrıca (Sultan Camü), Yavuz Selim’in eşi (Hafsa Sultan) tarafından inşa ettirilmiştir. Bu camiin ya nında medrese, okul, hamam ve darüşşifa bulunmaktadır. İkinci Beyazıd’ın oğlu (Şeyhinşah) tarafından yaptırılan bir de (Hatuniye Camii) vardır. (Çeşnigir Camii) de Fatih’in çeşne-giri Sinan Bey 1474 de yaptırmıştır.
Manisa’daki tımarhane de eski eserlerdendir. Fatih’in sarayı denilen bir kule de vardır. Ayrıca hanlar, hamamlar ve türbeler bulunmaktadır. Saruhan Bey Türbesi, Yedi Kızlar Türbesi, 22 Sultan Türbesi görülmeğe değer eserlerdendir. Muradiye medresesi üe imarethane (Arkeoloji Müzesi) yapılmıştır. 21 Martta yani Nevruz günü Manisalıların (Mesir Bayramı) dır. O gün halka baharlı macunlar dağıtılır, şenlikler yapılır. Manisa, Ege’nin üzüm diyarıdır. Ayrıca Sultan Yaylası, Akpınar, Kurşunlu ılıcası, çamur banyosu da meşhurdur.

AYDIN

Aydın, Büyük Menderes Ovasının kuzey kıyısında kurulmuştur. Bu şehrin yerinde eskiden (Tralleis) şehriaydın vardı. Arguslar tarafından kurulmuştu. Fakat bu şehre Önce Karyalılar, sonra sırasiyle Persler, Bergamalılar, Büyük İskender’in ve Romalıların eline geçmiştir. (M.Ö. 26) yılında büyük bir deprem dolayısıyla yıkılmıştır. Yeniden yapılmış, Bizanslılar zamanında önem kazanmıştır. 1282 tarihinde Menteşe Beyliğine geçmiştir. Eski Aydın, yani Tralleis iki küometre uzağa düşmektedir. Bu civarda agora, stadyum, tiyatro ve gimnazyum kalıntıları vardır. Sultan Hisar’da da harabeler bulunmaktadır. Roma devrine ait bir tiyatro, tapmak, agora vardır. Aydın‘ın yaylası ve kaplıcaları da vardır.
Afrodisya : Afrodisya, Aydın’ın en önemli harabelerinden biridir. Bu eski şehir, Aydın’ın batısında Karacasu ilçesinin Geyre köyündedir. Karya bölgesindedir. Bu şehir Romalılar zamanında çok gelişmiştir. Buradaki sütunlar, heykeller, lahitler pek güzeldir. Şehrin surlarının boyu 2800 metre idi. Bu şehri kuran Karyalılardı. Bu şehirde bulunan (Afrodit) tapmağı pek güzeldir. Tapınağın 17 sütunu ayaktadır. Burada aşk ayinleri yapılırdı.Bu şehirdeki hipodrom ayakta kalmıştır. Burada vahşi hayvan güreşleri yaptırılırdı. Agorası, tiyatrosu, hamamları vardır.
Türk Eserleri: Aydın’da Türk eserleri azdır. 1568 yüzyılında Üveys Paşanın yaptırdığı bir cami vardır. Bir de Ramazan Paşa Camii bulunmaktadır. Ayrıca Cihangir, Yeni Cami, Ağaçarşısı Camii ile bir de Aydm Bey Camii vardır.

Piriyen : Piriyen harabeleri Aydın’ın Söke ilçesindedir. Harabeye gelmeden önce (Güllübahçe) köyü vardır. Piriyen İyon Birliğini teşkil eden 12 şehrin en küçüğü idi. Şehrin önünde Büyük Menderes akmaktadır. Şehir yüksekte kurulmuştur. Bu şehir (M.Ö. X.) yüzyılda kurulmuştu. Piriyen Lidyalılar ve Persler tarafından yağma edilmiştir. Her türlü tesisleri olan bir medeni şehri, bir dakika on saniye süren dehşetli bir deprem taş taş üstüne yığmış, canlı mahlûk bırakmamıştır. Etrafı surla çevrili idi. Su tertibatı da vardı.

Piriyeni İranlılar tahrip etmişlerdir. Fakat Helenistik devirde gelişmiştir. Piriyen her türlü medeni tesisleri üe özellik taşımaktadır. Anadolu’nun en güzel şehirlerinden biri idi. Cadde ve sokakların dağılışı pek güzeldi.
Tapınaklar : Piriyen’in en büyük tapmağı (Athena Tapınağı) idi. Athena, Akil, San’at ve savaş tanrıçası idi. Bu bina san’at bakımından çok güzeldi. Diğer bir tapmak da (Zevs Tapmağı) dır. Temelleri kalmıştır. Bu eser (M.Ö. IH.) yüzyılda yapılmıştır, İyonik dört sütunu vardır.
Bir de (Demeter Tapmağı) bulunmaktadır. Mimarî tarzı kendine mahsustur. Demetre, toprak tanrıçasıdır. Bu şehirde ayrıca Mısır tanrüarma ait tapmaklar vardı. Anadolu’nun Ana tanrıçası (Sibel) in de bir tapmağı yapılmıştı. Bu tapınağın yanında aslanı bulunan bir heykeli vardır. Ayrıca Piriyen’e bir de Büyük İskender tapmağı yapılmıştı. Bunların hepsi yıkılmış durumdadır.
Tiyatro ve Stadyum : Piriyen’in tiyatrosu, küçük, fakat pek şirin yapılmıştır. En sağlam kalan eser budur. Orkestra yeri görünmektedir. Burada (Dionysos) a ait bir sunak vardır. Tiyatro iyon tarzında inşa edilmiştir.
Stadyumu, şehrin güney suru boyunca devam etmektedir. Bir yanda oturma yerleri vardı. Stadyum (M.Ö. 130) da yapılmıştır. Koşu yerinin uzunluğu 191 metredir.
Halk Meclisi: Piriyen’in en güzel yapıtı (Halk Meclisi) dir. Bu tamamen ayakta kalmıştır. Bunun benzeri hiç bir yerde yoktur. Oturma yerleri, kürsüsü görülmektedir. 640 kişiliktir. Üç tarafı anfiteatrdır. Dört kapısı vardır. Üzeri kapalı idi. Açılışta kurbanlar kesilirdi. Bunun eşi Atina’da bile yoktur.
Agora : Piriyen’in pazar yeri, agorası, şehrin tam ortasında idi. At nalı şeklinde idi. Agoranın dört tarafı sütunlu salonlarla çevrili idi. Batı tarafında dükkânlar vardı. Yer altı meyhanesi bulunmaktadır.
Piriyen’de yukarı ve aşağı olmak üzere iki gimnazyum vardı. Burada gençlerin eğitimi yapılırdı. Bilgi ve spor yapılırdı. Bizans eserleri görülmektedir.
MİLET
Miletos, Piriyen’den sonra gelen bir şehir harabesidir. Dünyaca tanınmıştır. Söke ilçesine bağlı (Balat Köyü) yanındadır, iyon şehirlerinin en önemli olanıdır. Önünde bulunan ova Menderes’in getirdiği topraklardan meydana gelmiştir. MUet eskiden deniz kıyısında kurulmuştu. Şimdi içerde kalmıştır. Milet bir ticaret şehri idi. Limandan Akdenize ticaret gemileri açılırdı. Karadan kervanlar mal taşırlardı.
Milet’i kuran (Hippodamos) dur. Bu gehri Uk kuranlar (Lelej) adlı bir kavimdir. Karyalüar zamanında yaşamıştır. Yunanlılarla hiç bir ügisi yoktur. Sonra da adalardan gelen (Akalar) bu şehri (M.Ö. 1200) de yeniden kurmuşlardır. Milet’in dört limanı vardı. Bu şehir zengin ve medeniyette pek ileri gitmişti.
Müet’de bir çok füozoflar yetişmişti. Bunların başmda Tales gelmektedir. Hâlâ dünyanın tanıdığı adamdır. Tales’ten başka Anaksimande ve Anaksimanes gelmiştir. Güzelliği ile isim yapan (Aspasya) da bu şehirde doğmuştur.

Truva (TROYA)

Truva, tanınmış ve efsaneleşmiştir. Truva, Çanakkale’nin Hisarlık mevkiinde kurulmuştur. Hisarhk’ta hala harabeleri bulunmaktadır. Homeros’un tlyada Destanıyla şöhret kazanmış olan Trova savaşları bu harabelere herkesin ügisini çektirmiştir. Truva ve Yunan savaşları pek kanlı olmuştu. Bu harabeyi arkeolog Şiliman meydana çıkarmıştır.
Truva (M.Ö. 3000) yılına kadar tarihi çıkmaktadır. Truva’da dokuz kat harabe vardır. İkinci devirdeki evlerde altın ve gümüş, bakırdan yapılmış eşyalar bulunmuştur. Yedinci devirde Trova savakları vuku bulmuştur. Dokuzuncu devir Roma egemenliğidir, ilk devirde Trova bir kale idi. İkinci devirde sur yapılmıştır. Bir de saray vardı. Trovalılar, Hitit’ler akraba ve bu kültürün devamını sağlamışlardır. Trova zelzelelerle birkaç defa yıkılmıştır. Şehir Trova savaşında da yıkümıştır. Fakat (M.Ö. 1200) de yeniden kurulmuştur. Nihayet (M.S. 400) de Romalıların eline geçmiştir. Şimdiki harabeler, tiyatro, bir duvarlı yol, kale yıkıntısı, bazı temeller vardır. Trova pek çok turist çekmektedir.
Çanakkale’de ayrıca (Assos) harabeleri vardır. Burada (Atena) mabedi bulunmaktadır. Yunan, Roma, Bizans eserleri çoktur. Ayrıca bu yörede (Neandreis), (Aleksandirya), (Dardanus Tümülüsü) harebeleri de vardır. Hisarlıktan itibaren sahil Ege Denizi’dir.

Fahri Otel Bozcaada Çanakkale

Otel şehir merkezinde yer alır ve otelde toplam olarka ise  23 oda ve 60 yatak bulunurken odalarda deniz ile bahçe manzarası bulunur.Odalarında ise tv, klima, minibar, telefon, saç kurutma makinesi vardır. Otelde ise yarım ile tam pansiyon hizmet vermektedir.

Adres : Alaybey Mah.Namazgah Cad.No:9/11 / Bozcaada / Çanakkale